MELIH KIRAC (IST)

‘PURELAND’

Photographed by Cihan Bacak. Art Direction and Styling by Ismet Koroglu.

Photographed by Cihan Bacak. Art Direction and Styling by Ismet Koroglu.

Icinde performansci ve dans sanatcisi olarak yer aldigim tum sureclerden beslenmeyi ve uzerine calistigim kavramlarin bana yeni bakis acilari kazandirmasina dair bir cabam olur. Dolayisiyla eser uretmekle ilgili gecirdigim sürecleri, bitirme kaygisi gutmeden deneyimlemek bu surec icin de gecerli oldu. Yolum arastirmanin kendisinden gecti ve kitapligim ve deneyimler cogaldikca, kendimi bu yuruyus deneyiminin actigi olasiliklarin icinde buldum. Iki kisiyle Istanbul'da basladigim surec hic seyirciye sunulmadi. Ardindan bu yapi bir soloya donustu ve Bruksel'de Kaai Studios'ta iki kez, hemen ardindan Ciplak Ayaklar Studyosu'nda iki kez sergilendi. Bu soloyu bir daha yapma ihtiyaci duymadim. Solonun uretim surecinde aldigim bir not, bir sonraki projemin baslangic motivasyonu olmustu. Yine Bruksel'de 2016'da bir sanatci programi gerceklestirdim ve bu calisma Les Brigittines'te koreografi formunda ve Venedik Sanat Bienali'nin acilis haftasinda Sale Docks'ta bir beden yerlestirmesi olarak sergilendi. Istanbul'a dondugumde yine oynama gereksinimi duymadım.

Tezle ilgili bir surec uzun zamandir suruyordu. Yola bu eser hakkinda bir tez yazmak uzere cikmadım fakat surecte yurumenin kavramsal cercevesi beni etkiledi ve yuksek lisansimda bu konu hakkinda calısabilecegimi dusundum. Yurume uzerine var olan kavramsal bilgiler ya da yurumeyi gerek sanatsal gerekse estetik bir pratik olarak ele alan sanatcilari tanidikca, onlarin cikis noktalariyla kendi koreografim arasindaki iliskileri sorgular oldum.

Arastirmamin finalinde video formuna donusen bu eser sureci, ayni zamanda cevremi algilama ve olan seyler arasında baglanti kurmaya duydugum heyecani temsil ediyor. Eser uretmeye giden surecte karmasik gozuken fakat oldukca farkli alanlardan beslenilebilecegine dair de bir gozlem onerisi.

‘Pureland’ by Melih Kirac.

Aldigim geri bildirimler surecten bazi detaylari hatırlamama sebep oldu: sabit bir perspektifte, yani insanin cevreyi algilamasini saglayan duzlem icinde ve tam da dunya uzerinde konumlanan bu iki beden (ki bu bedenler anonimlesmis fakat erkek olduklarini da unutmadan) sonsuz bir hareket ciziyorlar. Mekanin sonluluguyla bedenlerin ya da varlikların uzamda kat ettikleri sonsuz hareket birbirine carpiyor. Burada sonlu olanla sonsuz olan arasinda bir tur tartisma var. Sonsuz bu hareket zamanla kiriliyor (ki seyircide hiç sonlanmayacak izlenimi yaratabilir) ve bu iki anonim varlik birbirine yaklasiyor.

Daire mevzubahis oldugunda bir merkezden soz ediyoruz. Bu hareket nasil bir merkez etrafinda donuyor? Tum bu donme hali adeta bir rituel fakat ritueli sorguluyor muyuz yoksa ona kendimizi kaptirip kendimizi mi kaybediyoruz?

Surecin kendisi cok heyecanli ve biliyorum ki zihnimin bizim algiladigimiz sinirlari disinda çalısan seyler var. Muhtemelen onlar karmasik tek bir cumle (bir arkadasimla bir konusma sirasinda aciga cikti bu canim) halinde oradalar fakat bilinmezler “biz” tarafindan. Yasadigim sanatsal sureci tum bu ip uclari arasindaki baglantilari kesfetme alani olarak goruyorum ve bu bana uretmekle ilgili inanilmaz bir heyecan veriyor.

melih-kirac-beraber-co-2.jpg

Surecin sonunda ve sunuldugu gun fark ettim ki 2011 yilinda mezun olurken bolumun pek ziyaret edilmeyen bir kosesine çop yiginlari toplamaya baslamistim ve o Kabil’di. Geçmisten gelen bir bilgiyle insanın suclulugunu hissediyordu ve kendisine bir yuva kurmaya calisiyordu. Sevgili hocam Prof. Aydin Teker’le paylastim mekani, endiselendi. Mekan disaridan topladigim objeler ve coplerle dolmuştu, kokuyordu. Simdi tezin final sunumunda ayni mekana yerlestiriyorum video’yu.

Tuz Golu’ne dogru yola cikarken koklerimi aramaya gittigimi biliyordum. Babaannem yeni vefat etmisti ve üc yasinda evlatlik verildigi koyu sayiklamisti hastane odasinda. Tuz Golu’nden Konya’ya gectim ve o koyu buldum. Bence bir merkez etrafinda donmek yani “âlem” inancla ilgiliydi. Bir seye inanmak. Konya o anlamda bana bir takim cevaplar verdi.

Tez ilk bolumlerinde antropolojik calismalardan ornekler iceriyor. Evrime inaniyordum cunku orta okulda inanc sistemlerini reddetmek için bana alan aciyordu. O bolumu cikarmiyorum cunku kisisel tarihime dair bir veri sunuyor fakat o bolum Tuz Golu’ne gitmeden ve bu yolculuk yapilmadan onceydi. Yolculuk ardindan bazi seyler degisti.

Bir arayış net bir cevapla sonlanmayabilir ve bu surecte de tahmin ettigim cevaplar yok. Bundan boyle kokle ve kimlikle ilgili bir cevap yok. (Surec sirasinda annem bana cok rahat bir tavirla Ermeni olduklarini soyledi ve bu soylem bes dakika icinde haci teyzem tarafindan telefonda onaylandı. Bu aile cok net bir bicimde kendilerini Rizeli Türkler olarak tanimlar halbuki.)

‘New Skin for the Old Ceremony’ is an ongoing research on ageing, nostalgia, forgetting, conserving and dissolution of the body. Created with and performed by Kamola Rashidova, choreographed, researched and filmed by Melih Kirac.

Yalnizca bedenlerin olusturdugu bosluk var. Bosluk bana alan acabilir ve merkeze bir sey tikistirmak zorunda olmadigimi hatirlatabilir. Yuruyen bedenler bir ic ve dis alan olusturuyor. Ic ve dis uzerine dusunebiliriz. Sahitlik var. Biz bir gozleyeniz. Videoda bakis acimiz degismiyor ve olana mudahil olamiyoruz. (Bazen benden bu eski kelimeler cikiyor, bu cok hosuma gidiyor) Bunu yalnizca gozlemleyebiliyoruz ve olan seylere dahil olma ve seylerin yonunu degistirme olasiliigimiz uzerine dusunuyoruz. Tez danismanimda oldugu gibi, video araciligiyla, uzaktaki koreografiye bakisimiz, bir gozetleme hissi getiriyor ve kendisinin de deyimiyle koreografiye farklı acilardan bakma arzusu doguruyor. Fakat ben burada olana mudahaleden kaciniyorum ve bakisi kirmamakta israr ediyorum.

Video formu bu ilisikiyi kurmak acisindan en verimli medyum haline geldi. Sureci tamamlamayi buyuk hevesle bekledigimden daha onceden karar vermedigim bir cok sey uzerine karar aldim. Finalde Kabil Habil'i ezerek yere dusurecekti ve evet, bu bir olumu simgeleyecekti. Varlik ve yokluk arasindaki net fark ve bir yandan da birbirleri olmadan tanimlanmalarinin zorlugu da diyebiliriz. Olumden bahsedebilirsek ancak yasamdan da bahsedebiliriz. Zeynep Sayin'in ‘Olum Terbiyesi’ adlı kitabında bahsettigi gibi “henuz hayattayken, birbirimizi ve siniri paylasabilecegimiz yegâne ortaklik: olum ortakligi”. Ona goz kirparak, karsi karsiya durmanin beyhudeligini simgeleyecekti.

Yurume hicbir zaman sonlanmaz adeta boslukta bedenin surekli havada asili kalmasi ya da surekli dusmesini akla getirir. Insanın yurumesi (metaforik olarak da ilerlemesi ya da geriye dogru hareketi) hicbir zaman bitmeyecektir. Dolayisiyla surec de hicbir zaman bitmez.

Projeyi her ne kadar bir videonun gosteriminin yeni bir surec oldugunu da goz onunde bulundurarak kendi icimde yeni seylere alan acmasi acisindan onurlandiriyorum ve paylasima aciyorum.

“Olum duygusu olan insanla bu duyguya hic sahip olmayan arasinda, iletisimi mumkun olmayan iki dünyanin uçurumu acilir; bununla birlikte ikisi de olur; fakat biri olumunden habersizdir, otekiyse bunu bilir; biri sadece bir anda olur, ötekiyse surekli olmektedir.”

melih-kirac-beraber-co-3.jpg
X011.jpg
X013.jpg
X004.jpg
Icinde performansci ve dans sanatcisi olarak yer aldigim tum sureclerden beslenmeyi ve uzerine calistigim kavramlarin bana yeni bakis acilari kazandirmasina dair bir cabam olur. Dolayisiyla eser uretmekle ilgili gecirdigim sürecleri, bitirme kaygisi gutmeden deneyimlemek bu surec icin de gecerli oldu. Yolum arastirmanin kendisinden gecti ve kitapligim ve deneyimler cogaldikca, kendimi bu yuruyus deneyiminin actigi olasiliklarin icinde buldum.
— Melih Kirac
Melih Kirac - beraber co. - Ismet Koroglu - Cihan Bacak.jpg

Melih Kirac.

Art Direction and Styling by Ismet Koroglu / Photographed by Cihan Bacak / Produced by beraber co. / Story Written by Melih Kirac / Edited by Ismet Koroglu and Cihan Bacak

cihan bacak